DENİZ ÖNER

Dans eğitmeni olarak serbest çalıştığım için genellikle resmi formatta bir özgeçmiş yazma ihtiyacım olmadı… ben daha çok eğittim, öğrettim, projeler hazırladım sahneye koydum, sonra yaptıklarım bana referans oldu; yenilerini yaptım, kısacası yaptığım işi yaşadım… hiç bir zaman kendimi sözel ifade etme ihtiyacı duymadım çünkü dans beden işidir, ruh işidir… oturup yaptıklarımı derleyip toplayıp yazıya dökmeye çalıştığımda bunun ne kadar zor olduğunu fark ettim; üç boyutlu yaşadığınız bir şeyi iki boyuta dökmeye çalışmak çok zor… ama elimden geldiğince yaptıklarımı, yapmak istediklerimi, kendimi size anlatmaya çalıştım…

Tanımlarla başlayacak olursak, Dans eğitmenliği ve Koreograflık yapıyorum.

Dansa küçük yaşlarda Türk Halk Oyunları ile başladım, uzun süre çeşitli derneklerde çalışmalarımı sürdürdüm, dansçı olarak yarışmalara katıldım, yurt içi ve yurt dışı gösterilerinde sahneye çıktım, koreograf ve eğitmen olarak görev aldım. Bu süreçte Çiftetelli ve Roman dansları üzerine detaylı çalışmalar yaptım. Halk oyunları bana güçlü bir hareket temeli sağladı. Ritim algım, koreografi bilgim, sahne düzeni kurgum gelişti ve ayrıca sahne deneyimi elde ettim.

Sonra kalktım, Avustralya’ya gittim ve kendimi gerçek anlamda oryantalin içinde buldum. Orada yaşadığım iki yılda Mısırlı ve Arap hocalardan geleneksel Orta Doğu ekolü oryantal eğitimi aldım. Önceki dans bilgimle birleşince elimde olmadan kendi tekniğimi geliştirip tarzımı oluşturarak Çiftetelli & Roman ve Orta Doğu stili oryantal üzerine eğitim vermeye başladım. Avustralya’dan ve Uzak Doğudan çok sayıda öğrencim oldu; rutin dans derslerimin yanında oryantal eğitmenleri için “Eğitim Teknikleri” üzerine atölyeler düzenledim ve eğitmen yetiştirdim. Tam orada bir oryantal okulu açsam mı derken rüzgâr yeniden Türkiye’ye doğru esti, toplayıp valizi ülkeye dönüş yaptım ve Türkiye’de dans eğitmenliğine devam ettim. Kendimi geliştirmek için iMısır’a giderek Mahmoud Reda, Farida Fahmy, Tito, Alaa El Din Yousef, Mohamed Kazafy, Khaled Mahmoud, Yousry Sharif, Lubna Emam gibi hocalardan ders aldım.

2013 Ocak ayında ise Mısır’da düzenlenen, dünyanın en iyi oryantal hocalarının ders verdiği ve dünyanın en prestijli oryantal festivallerinden biri olan Nil Grup Festival’de hocalık yaptım.

Eğitmenlik kariyerimin odak noktasında oryantal varmış gibi görünse de aslında dans eğitimim ve eğitmenliğim oryantalle sınırlı değil elbette. Dansa dair kültürel ve bedensel yetkinliğimi arttırabilmek adına hem yurt dışında hem Türkiye’de bale, modern dans, Yunan halk dansları, Latin ve salon dansları üzerine de hatırı sayılır çalışmalar yaptım.

Bu bağlamda mesela; 2011 yılında Türkiye’de ilk şubesini açan 100 yıllık geçmişe sahip Arthur Murray International Franchised Dans Stüdyoları’nın yöneticisi ve kurucu eğitmenlerinden biri oldum, bir yıl süreyle Salon ve Latin dansları üzerine eğitim verdim, koreograflık yaptım, öğrencilerimi gösterilere hazırladım ve ayrıca evlenecek çiftlere düğün dansı koreografileri oluşturdum. Bu süre zarfında Arthur Murray Dans Okulları’nın çeşitli ülkelerdeki merkezlerinde, Latin ve Salon dansları konusunda uzman yabancı hocalar tarafından 15 çeşit eşli dansın eğitimini vermek üzere eğitildim. Arthur Murray hocalık kariyerimde bana önemli katkılar sağladığı gibi yöneticilik vasıflarımı geliştirmem için de güzel bir deneyim oldu. Aynı zamanda tabii ki dans bilgime yepyeni boyutlar eklendi, olduğundan daha ileriye gitti.

Bunların hepsinden öte kendimi geliştirme konusunda başıma gelen en iyi şey, 2008 yılında Ömer İnanç ile tanışmak oldu. Eski bir balet olan Ömer Hoca’nın kendi oluşturduğu doğru duruş, omurları ve kasları uzatıp güçlendirme ve vücuda kondisyon kazandırma esasına dayalı, dansçılar, skolyoz ve benzeri omurga duruş bozuklukları gibi fiziksel sağlık sorunu yaşayanlar ve sağlıklı bir bedene sahip olmak isteyen her yaştan bireyin katıldığı stretching ve kondisyon dersleri sayesinde hem dansım hem eğitmenliğim son derece farklı bir noktaya geldi.

Birçok dansçıya esneklik ve denge sağlayan, vücutlarının doğru şekillenmesine yarayan bu dersi Ömer Hoca’yla beraber oryantal dansına uyarladık. Böylece öğrencilerimin derslerde bedenlerini doğru şekilde kullanmalarını sağlayan, bir yandan fit kalmalarına yardımcı olurken bir yandan da “korseleme” yöntemi ile ders sırası ve sonrasında sırt ve bel bölgesinde yanlış duruş sebebiyle oluşacak ağrıların oluşmasını engelleyen bir ders sistemi oluşturduk.

Sonuç olarak kendi özgeçmişime baktığım zaman en büyük çabayı iyi bir eğitmen olabilmek ve kendi eğitim metodumu geliştirmek için sarf ettiğimi görüyorum. Örneğin; İstanbul Üniversitesi sanat tarihi bölümünü bitirdikten sonra eğitim metotları öğrenmek için Eğitim Bilimleri üzerine Yüksek Lisans yaptım. Anaokulu öğretmeni olan annemden de kazandığım donanımla uzun yıllar okullarda 3-6 yaş arası küçük çocuklara dans eğitimi verdim; yaratıcı beden ve hareket çalışmaları yaptım ve dans için özel öğretim metotları geliştirdim.

Şu anda halen; özel sınıflarıma oryantal dersleri veriyor, profesyonel oryantallere ve oryantal gruplarına koreograflık yapıyor, yurt dışından gelen oryantal eğitmenlerine doğru müziği seçme, figürleri uygun metotla öğretme, koreografi kurma ve müfredat hazırlama üzerine “eğitmenlik atölyeleri” düzenliyor, Beşik Halk Oyunları topluluğu ile halk oyunları çalışmalarımı sürdürüyor, ekibim ile gittiğim yurt dışındaki uluslararası dans festivallerinde gösterilere çıkıyor ve Ömer Hocam’la Stretching-kondisyon çalışmalarıma devam ediyorum. Her geçen gün yeni deneyimlerle tekniğimi ilerletiyor, durmadan öğreniyor ve oluşturduğum ders programına bunu yansıtıyorum. Giderek daha fazla fark ediyorum ki; mucizevî bir süreç olan öğrenmeyi ve öğretmeyi ben seviyorum; sevdiğim işi yapıyorum; sevdiğim işi yaşıyorum.